10 Nisan 2019 Çarşamba

Sirke Meselesi

Mart 2018

Eylül 2017'de dalları elmadan kırılmak üzere olan elma ağaçlarıma kıyamayıp, bu elmaları ne yapsak diye düşünmekle başladı olay. Yesen, yemekle bitmez; satsan, niye satayım o kadar güzel elmayı. Sonra dedim sirke yapayım bunları ben ve aldım başıma belayı. Fermentasyonundan sirke anasına herşeyi öğrenmek zorunda (!) kaldım. Amaç: Aman elmalar ziyan olmasın.

Elmalar tek tek kesildi, kurtlarından ayıklandı, çekirdekleri ayıklandı. Sonra hepsi bir güzel yıkandı, 20lt'lik 7 turşu kavanozuna her birinin üçte biri dolacak şekilde kondu. Bir kısmı da denemelik olarak aynı miktarda bir küpte kuruldu.

9 Nisan 2019 Salı

Onarıcı Tarım, Planlama Felsefesi ve Yaşamın Özü

Yıl 2019. Organik tarım, ekolojik tarım, sürdürülebilir tarım çoğumuzun duyduğu kavramlar ve uygulamalar. Ancak biz artık sürdürülebilirlikten bahsedemiyoruz. Çünkü sürdürülebilecek bir şey kalmadığı, dünyadaki toprakların (Anadolu’da dahil) organik maddece fakirleştiği ve artık ölü toprak olarak adlandırdığımız düzeye düşmüş olduğu göz ardı edemediğimiz bir gerçek. Bu noktada artık yerken, giyinirken, aslında yaşarken onarmaktan bahsetmeyi arzuluyoruz. İşte burada bütüncül bir yaşam planlamasını hayatımıza yerleştirmemiz gerekiyor. Bütüncül olarak onaran bir felsefeyi benimsedikten sonra üretim felsefesi olarak da onarmayı hedeflememiz gerekiyor. Bunu da fikir babası Masanobu Fukuoka’nın “Doğal Tarım”ı olan Bütüncül Planlama altında Onarıcı Tarım ve de Permakültür uygulamalarıyla gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Peki nasıl olur bu onarmak? 


29 Haziran 2012 Cuma

Çilek Reçeliyle Çıktık Yola...

3 Haziran 2012 tarihinde bir trekking grubu ile İzmit Yuvacık Barajı'nın tepelerinden yürümeye başladığımız parkur bizi Pamukova ilçesinin sevimli köyü Hüseyinli'ye götürdü. Dar sokakların kenarında yükselen taş ve kerpiç evleriyle, ufacık köy meydanında köylülerin tarlalarından toplayıp getirdiği ürünleri sattığı, yaşlı teyzelerin yanında sokakta oynayan çocukların hala varolduğu, zamana direnen, karakterini kaybetmemiş bir köy burası.

Grup liderimizin daha önce anlaştığı şekilde köyün imamı 50 kasa çilek getiriyor biz köye varıca (Evet söylemeyi unuttum, ayrıca da çilek yetiştiren bir köy burası). Sipariş ettiğimiz 2 kasa çileği alıp biz de grubun diğer üyeleriyle beraber geri dönüş için yola koyuluyoruz.

Ve işte maceramız burada başlıyor, 10 kilo çilekle ne yapacağımız bilmeden eşimle beraber eve geliyoruz.

Diyoruz ki reçel yapalım biz bunlardan, kalanını likör yaparız.

Hiç reçel yapmadık daha önce...

Hemen anneler aranıyor, nasıl yapılır bu çilek reçeli?